29 Kasım 2012 Perşembe

4 Sigmund Freud'un Hayatı

          Sigmund Freud ,6 Mayıs 1856'da Avusturya-Macaristan  İmparatorluğu'nun bugün Çek Cumhuriyeti sınırları içinde kalan bir parçası olan Moravya'nın Freiber şehrinde doğmuştur.Orta seviye bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana'ya yerleşmek zorunda kaldıklarında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı.

         Sekiz çocuktan birisi olan Freud ilk zamanlarda büyük bir zihinsel yetenek sergiledi ve ailesi onu cesaretlendirmek için elinden gelen her şeyi yaptı. Kendisine çalışması için daha iyi bir aydınlatma imkanı veren, içerisinde petrol lambası bulunan evin tek odası verildi ve ailenin diğer bireyleri mum kullandılar. Hatta Freud'a çalışma odası veren ailenin diğer 8 ferdi 3 yatak odasına sığmak zorunda kaldı.Freud’a karşı rekabet ve kızgınlıkla yaklaşan diğer kardeşlerin müzik çalışmasına( genç düşünürü rahatsız eder düşüncesiyle izin verilmedi ve kardeşlerinin çaldığı piyano evden gönderildi.
         
         Lisede Latince ,Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla da İbranice ,İspanyolca İtalyanca öğrendi. Başarılı bir öğrenciydi.Goethe'nın yapıtlarından etkilenerek tıp okumaya karar verdi. Üniversite yıllarında yahudi düşmanlığına maruz kaldı ve arkadaş çevresince dışlandı.
        1881'de tıp öğrenimini bitirdi. 1883'te dönemin ünlü beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr. Theodor Meynert'in yönetiminde psikaytri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı. 1884'de kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884'te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi.Freud tıp eğitimi sırasında kokaini denemeye başladı. Kendisi kullandı nişanlısı, kız kardeşleri ve arkadaşları için kullanmaya hazır hale gelirdi ve kokainin tıp alanında ilk kez uygulanmasından sorumlu oldu. Bu maddenin kullanılmasına taraftardı. Bunun isteriyi tedavi ettiğini bulmuştu ve kronik sindirim güçlüğü çeken hastalarına yardım etmişti. Siyatikten deniz tutmasına kadar her şeyi tedavi edebilecek ve büyük bir arzuyla istediği ün ve onaylanmayı ona kazandıracak mucizevi bir ilaç keşfettiğine inanmıştı.
                          1886'da nişanlısı Martha Bernays'la evlendi Martha'ya yazdığı mektuplar bilinmektedir.Evliliklerin ilk birkaç ayı boyunca Freud çevresinden ödünç para almak zorunda kaldı, hatta saatini rehine verdi. Durumları yavaş yavaş düzeldi fakat kendisi bu yoksulluk yıllarını asla unutmadı.
         Freud’un meslektaşlarından birisi onun kokain hakkında söylediklerini tesadüfen duyduktan sonra, ilacın insan gözünün uyuşturulmasında kullanılabileceğini buldu. (Ve dolayısıyla göz ameliyatını ilk kez mümkün kıldı). Bu kişi çok ünlü olmasına rağmen Freud kokaini göz ameliyatı dışındaki durumlarda kullanılmasını savunduğu için birkaç kez eleştirildi. Yıllar boyunca Freud’un tıp eğitiminden sonra bir daha asla kokain kullanmadığına inanıldı Freud’un uzun süre halka kapalı tutulmuş kendi mektuplarından oluşan bir tarih verisi Freud’un kokaini en azından on yıldan daha uzun bir süre, neredeyse orta yaşa dek kullandığını ortaya çıkardı (Masson, 1985).
         Çok büyük bir keşif yapma ve ünlü olma yolundaki çalışmalarında hayal kırıklığına uğrayan Freud,saygın bir çalışma arkadaşı edinmek istiyordu ve tıp fakültesinden arkadaşı Breuer'le çalışmaya başladı.İkili histeri üzerinde çalışmaya başladılar.Freud hastalarıyla ilgilenirken Breuer’in hipnoz ve katarsis metodunu uyguladı. Ancak hipnozdan giderek daha az memnun olmaya başlamıştı. Hipnoz semptomları gidermede başarılı görünmesine rağmen tümden iyileşmeyi sağlayamıyordu. Pek çok hasta başka bir dizi semptomla geri dönüyordu. Dahası bazı nörotik hastalar kolaylıkla veya yoğun şekilde hipnoz olamıyordu.
          Bu ve diğer problemler Freud’un tedavinin hipnotik bölümünü terk etmesine sebep oldu. fakat katarsisi bırakmadı. Yavaş yavaş psikanalitik metodun evrimindeki en önemli adımını geliştirdi: serbest çağrışım (free association) tekniği.
          Bu süreçte hasta bir divana uzanır ve ne kadar utandırıcı, önemsiz veya saçma görünüyor olduğunu dikkate almadan her fikre tam bir açıklama vermesi, açık ve içinden geldiği gibi (spontan) konuşması teşvik edilir. Freud’un psikanalizin metodu olarak geliştirdiği bu metodun amacı muhtemelen hastanın anormal davranışlarının sebebi olan bastırılmış hatıra veya düşünceleri bilince getirmek, hastanın bunların farkına varmasını sağlamaktır.
             Freud serbest çağrışım süresince ortaya çıkarılan hiçbir şeyin gelişigüzel, rastlantısal olmadığına ve hastanın bilinçli seçimine tabi olmadığına inanmıştı. Hastalar tarafından serbest çağrışım süresince açığa çıkarılan bilgiler, yaşadıkları iç çatışmaların özelliği sayesinde önceden belirlenmişti.
           Serbest çağrışım tekniği yoluyla Freud hastalarının hafızalarının çocukluk yaşantılarına doğru geri gittiğini ve bastırılmış hatıraların çoğunun cinsel konularla ilgili olduğunu bulmuştu. Freud hastalarının rahatsızlıklarının etiolojisinde cinsel faktörlerin muhtemel bir rolü olduğu konusunda daha önceden hazırlıklıydı. Freud tabii ki cinsel patolojiler hakkındaki güncel yazından haberdar olarak, hastalarının öyküsünde cinsel materyallerin onaya çıkışına daha fazla ayak uydurur hale gelmişti.
        Breuer’la Ayrılış Histerinin tedavisi üzerinde hipnoz kullandılar .''Histeri Üzerine Çalışmalar'' adlı kitabındaki psikoterapi ile ilgili bölümler  psikanalizin başlangıcı olarak kabul edilir.Bu kitabın ardından Breuer'le yolları ayrıldı.
              1908 yılında Alfred Adler ,Jung ve Otto Rank ile beraber Viyana Psikanaliz Derneği'ni kurmuştur.Bu isimler ilerleyen yıllarda Freud'dan ayrılarak kendi kişilik kuramlarını oluşturmuşlardır.
           Freud'un çocukluğundan beri rüyalarını kaydettiği ve yorumladığına dair bilgiler bulunmaktadır.Ayrıca Cinsellik ,Ölüm ,libido ,bilinçdışı en çok üzerinde durduğu kavramlardır.
          1923'de kendisine üstçene ve damak kanseri tanısı kondu. İzleyen yıllarda 33 kez ameliyat oldu. Sürekli protez takması gerektiğinden dolayı uzun yıllar konuşma ve yemek yeme sıkıntısı çekti.1938'de Hitler'in Viyana'ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Viyana'yı terk etmek zorunda kalarak Londra'ya yerleşti. Ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti.Acılarına daynamaz hale gelen Freud,23 Eylül 1939 da kızı Anna'nın da onayını alarak kendisine yüksek dozda morfin vurdurtarak yaşamına son vermiştir.Freud, prensipleri gereği kişisel hiçbir özel belge, anı defteri, mektup bırakmamış, hepsini yakmıştır. Bu nedenle, Freud'a dair ilk ve en kapsamlı bilgiler ilk olarak yakın dostu İngiliz psikaytr Ernest Jones'un 1953'te yayımlanan üç ciltlik Sigmund Freud'un Yaşamı ve Yapıtları adlı kitabıyla ortaya çıkarıldı.
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Yeni yazılar e-mail adresinize gelsin!

Takip Edin!

4 yorum:

  1. O son fotoğrafıyla gözümden düştü freud :)

    YanıtlaSil
  2. inci capsın dedeleri gibiler değil mi:)

    YanıtlaSil
  3. Reyizin hayatı söz konusu ise fedaileri olarak her türlü desteği veririz. Şukuladım gitti :))

    YanıtlaSil